Gözümüzün Önündeki Şeyleri Bulamamak: Evrimsel Bir Hata mı, Yoksa Beynimizin Bize Komik Bir Şakası mı?
Selamlar Ey Yüce Beyin Hücrelerini Part-Time Çalıştıranlar!
Yine ben, yine gerizekali.net'in en az sizin kadar "dünyayı kurtarabilecekken çorabını bulamayan" yazarı. Bugün sizlerle, evrimin bize kazandırdığı en muazzam özelliklerden birini konuşacağız: Gözümüzün önündeki nesneyi yok etme ve bulamayınca anaya sövme sanatı.
Dün akşam tam iki saat boyunca evde gözlüğümü aradım. Nerede aramadım ki? Buzdolabının içi (belki serinlemek istemiştir), çamaşır makinesinin kazanı (dönerken belki vizyon kazanır), hatta fırının tepsi gözü. Kafayı yemek üzereydim. "Acaba paralel evrene mi geçtim?" diye düşünürken, aynaya baktığımda gerçekle yüzleştim: Gözlük burnumun üzerindeydi. Evet, tam orada. Dünyayı üzerinden izlediğim cam parça, burnuma kelepçe takmış gibi duruyordu. Ve ben bunu bulmak için iki saat ömrümden harcamıştım.
Neden Yapıyoruz Bunu? Bilimsel Açıklaması (Yalan, Tamamen Kafadan Sıkıyorum)
Bilim insanları bu konuyu yıllardır araştırıyor (kesin araştırıyordur, beni kandıramazlar). Beynimiz aslında devasa bir bilgisayar ama işlemcisi bizim köydeki dükkanın tüplü televizyonu gibi çalışıyor. Bir şeyi çok yoğun aradığımızda, beyin o nesnenin görsel verisini siliyor ve yerine "Acaba strese mi girdik, birazdan ne yiyeceğiz?" gibi çok daha hayati soruları yüklüyor.
İşte günlük hayatta sıklıkla yaptığımız ve "Ben bunu neden yaptım?" diyeceğimiz o efsanevi gerizekalılık anları:
- Telefonu Elindeyken Aramak: "Lan telefonu bulamıyorum!" diye evde bağırdıktan sonra, elimdeki telefonla arama yapmaya çalışmak. Ekrandaki kendi şaşkın yüzümü görünce insanın kendini balkondan aşağı atasım geliyor ama 3. katta oturuyorum, üşeniyorum.
- Buzdolabını Açıp Boş Boş Bakmak: İçerideki 35 çeşit yiyeceği görmeyip, sanki Harry Potter'ın sihirli dolabıymış gibi kapıyı kapatıp 5 dakika sonra tekrar açmak. Değişen bir şey var mı? Hayır. Sadece elektrik faturası kabarıyor.
- Çay Kaşığı Travması: Çayı karıştırıp kaşığı bardağın içinde bırakmak, sonra o kaşığı ağzına sokmak. Gözün sol kısmına gelen ani bir çay darbesiyle "Ben ne yaşıyorum?" sorgulaması.
Çözüm Var mı? Elbette Yok!
Böyle anlarda hepimiz birer dahi gibi düşünmeye çalışıyoruz ama maalesef kapasite belli. Yapacak bir şey yok dostlar. Bazen aptal olmak güzeldir, en azından her gün yeni bir macera yaşıyoruz. Düşünsenize, her şeyin yerini bildiğiniz, hiçbir şeyi kaybetmediğiniz bir hayat ne kadar sıkıcı olurdu? Hayatın tüm esprisi arabanın anahtarını dondurucuda bulduğumuz o "Oha ya!" anlarında saklı.
"Aptallık her zaman kötü bir şey değildir, bazen sadece beyninizin size 'Bugün de böyle eğlenelim' demesidir." - Bilinmeyen Bir Gerizekalı (Muhtemelen Ben)
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. O zamana kadar anahtarları buzdolabına koymayın, eriyorlar. Kendinize çok iyi bakın, akıllı kalın ya da benim gibi idare edin!
💬 Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış.
İlk yorumu sen yap, konuyu başlat!✍️ Yorum Yap